Homeostazi ve Canlılar İçin Önemi Yeni Nesile Geçiş Test Çöz
11. Sınıf Biyoloji dersi "Homeostazi ve Canlılar İçin Önemi" konusu için MEB müfredatına uygun 14 soruluk yeni nesile geçiş testi. Yeni nesil sorulara hazırlayan geçiş soruları. Testi çözdükten sonra doğru cevapları, çözümleri ve kazanım analizini görebilirsin.
Soruları aşağıda inceleyebilir, yanıtlamak ve sonuçlarını görmek için testi başlatabilirsin.
Sorular
Kar fırtınasının etkili olduğu, yalıtımı ve ısıtması bulunmayan bir kulübede mahsur kalan bir bireyin vücut sıcaklığı düşmeye başlar. Bu durumda hipotalamus; somatik sinirler aracılığıyla iskelet kaslarını (titreme), sempatik sinirler aracılığıyla deri altı kılcal damarlarını (daralma) ve endokrin sistem aracılığıyla hücre metabolizmasını (tiroksin artışı) kontrol eder. Bu süreç sonunda bireyin el ve ayak parmaklarındaki yüzey sıcaklığının, iç organlarının sıcaklığına göre daha hızlı düştüğü gözlemlenir. Bu durum; dolaşım sisteminin soğuğa karşı verilen homeostatik tepkide diğer sistemlerle olan eş güdümünün bozulduğunu ve vücut ısısını dengede tutma mekanizmalarının başarısız olduğunu kanıtlar.
Dağcı Elif, yoğun kar fırtınasının olduğu bir bölgede yalıtımı ve ısıtma sistemi bulunmayan ıssız bir kulübeye sığınmak zorunda kalmıştır. Dışarıda sıcaklık -15°C iken kulübenin içindeki sıcaklık da hızla düşmektedir. Elif’in vücudu, iç sıcaklığını 37°C’de sabit tutabilmek (homeostazi) için bir dizi tepki geliştirir. Elif önce şiddetle titremeye başlar, ardından parmak uçlarının soğuduğunu ve renginin solduğunu fark eder. Bu sırada metabolizma hızı da yükselmiştir. Elif'in yaşadığı bu olayda sistemlerin eş güdümlü çalışmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi en kapsamlı ve doğru çıkarımdır?
Bir biyoloji laboratuvarında insan fizyolojisi üzerine çalışan bir grup öğrenci, vücudun su ve tuz dengesini koruma mekanizmalarını incelemektedir. Senaryoya göre; sıcak bir günde yoğun egzersiz yapan ve bu sırada terleme ile ciddi miktarda su kaybeden bir sporcunun kan plazmasındaki ozmotik basıncın arttığı tespit ediliyor. Bu sporcunun vücudundaki homeostaziyi (iç dengeyi) yeniden sağlamak için boşaltım sisteminde gerçekleşen olaylarla ilgili şu iddia ortaya atılıyor: 'Sporcunun kanındaki yüksek ozmotik basıncı düşürmek amacıyla, böbreklerdeki nefron kanallarından kana geri emilen su miktarı azaltılır; böylece oluşan idrarın hacmi artırılarak kanın yoğunluğu dengelenir.'
Sağlıklı bir dağcı, yüksek rakımlı ve kuru bir bölgede uzun bir tırmanış gerçekleştirmektedir. Yanındaki su miktarının azalmasıyla birlikte vücudunda ciddi oranda su kaybı yaşanmaya başlar. Bu durum, dağcının kanındaki ozmotik basıncın yükselmesine neden olur. Vücut bu değişikliği algılayarak hipofiz bezinden kana ADH (antidiüretik hormon) salgılar. Bu sürecin sonunda dağcının çıkardığı idrar miktarının azaldığı ve idrarın daha yoğun (hipertonik) hale geldiği gözlemlenmiştir. Bu olaylar zinciri dikkate alındığında, boşaltım sisteminin homeostaziyi koruma sürecindeki temel işleyişi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Profesyonel bir dağcı, deniz seviyesinden 5000 metre yüksekliğe tırmandığında atmosferdeki oksijenin kısmi basıncının azalmasına bağlı olarak vücudunda homeostatik dengenin bozulduğunu fark eder. Dağcının solunum sistemi, kandaki gaz dengesini korumak için daha hızlı çalışmaya başlar. Bu süreçte alveollerde gerçekleşen gaz alışverişi ile ilgili şu iddia ortaya atılmıştır: 'Dış ortamdaki oksijen miktarının azalmasıyla bozulan homeostatik dengeyi yeniden kurabilmek için; alveol epiteli ile kılcal damarlar arasındaki gaz alışverişi, konsantrasyon farkına bakılmaksızın hücre zarındaki proteinler aracılığıyla aktif taşıma yöntemiyle gerçekleştirilir.'
Ayşe, Mert ve Selin, biyoloji dersinde 'Vücut Homeostazisinde Solunum Sisteminin Rolü' konulu bir simülasyonu incelemektedir. Simülasyonda, yoğun egzersiz yapan bir bireyin alveollerine ulaşan kılcal damarlardaki karbondioksit miktarının arttığı ve bu durumun kanın pH değerini düşürme eğiliminde olduğu gösterilmektedir. Alveollerin tek katlı yassı epitelden oluşan ince yapısı ve geniş yüzey alanı sayesinde, gazların yüksek basınçtan düşük basınca doğru geçişi (difüzyon) hızla gerçekleşmektedir. Grup sözcüsü Mert, arkadaşlarına şu soruyu yöneltir: 'Alveol yapısı ile kan gazlarının dengelenmesi arasındaki bu ilişki, vücut homeostazisinin korunmasına nasıl bir kanıt sunar?'
Biyoloji dersinde 'Dolaşım ve Homeostazi' konusunu işleyen bir grup öğrenci, Starling Hipotezi'ni temel alan dijital bir model tasarlamıştır. Bu modelde, kılcal damarın atardamar ucundaki kan basıncının (hidrostatik basınç) fiziksel aktiviteye bağlı olarak arttığı, ancak kanın ozmotik basıncı ile toplardamar ucundaki basıncın sabit kaldığı bir senaryo canlandırılmıştır. Yapılan gözlemde, kılcal damardan doku aralığına süzülen sıvı miktarının, doku sıvısından damara geri emilen sıvı miktarından daha fazla olduğu ve doku sıvısı hacminin artmaya başladığı (ödem oluşma eğilimi) tespit edilmiştir. Bu modelleme verilerine göre; sistemin homeostatik dengeyi yeniden tesis edebilmesi için lenf kılcallarının doku boşluğundaki fazla sıvıyı toplama ve kan dolaşımına geri kazandırma hızının artması beklenir.
Biyoloji dersinde 'Dolaşım Sistemi ve Homeostazi' konusunu işleyen bir grup öğrenci, Starling Hipotezi'ni açıklamak için 'Şehir Su Dağıtım ve Atık Yönetimi' adını verdikleri bir simülasyon modeli tasarlıyorlar. Bu modelde; Ana borulardaki su basıncı: Kan basıncını, Boru içindeki süngerlerin suyu geri çekme gücü: Kan ozmotik basıncını, Toprak altındaki küçük tahliye kanalları: Lenf sistemini temsil etmektedir. Öğrenciler yaptıkları gözlemlerde, ana borunun sonuna doğru (toplardamar ucu) suyun boruya geri dönme hızının yavaşladığını ve toprağın (doku sıvısı) aşırı nemlendiğini fark ediyorlar. Bu durumun homeostaziyi bozarak dokularda şişkinliğe (ödem) yol açtığı sonucuna varıyorlar. Buna göre, öğrencilerin tasarladığı bu modelde doku sıvısı dengesini (homeostazi) yeniden sağlamak ve biriken sıvıyı azaltmak için yapacakları aşağıdaki müdahalelerden hangisi, Starling Hipotezi'ne göre bilimsel olarak en uygun çözüm olur?
Yoğun bir maraton koşusuna katılan bir sporcunun vücudundaki fizyolojik değişimler anlık olarak takip edilmektedir. Koşunun ortalarına doğru sporcunun hücreleri kandaki glikozu hızla tüketmesine rağmen, yapılan ölçümlerde kan glikoz seviyesinin hayati risk oluşturacak düzeyin altına inmediği görülmüştür. Bu durumun analizi sonucunda; pankreastan salgılanan glukagon miktarının arttığı, bu hormonun karaciğerdeki glikojen depolarının yıkımını tetikleyerek kana glikoz geçişini sağladığı ve böylece glikoz seviyesinin dengelendiği saptanmıştır. Buna göre; endokrin sistemin homeostaziyi sağlamak amacıyla farklı dokular arasında koordinasyon kurduğu ve iç dengeyi korumak için vücudun depolanmış kaynaklarını mobilize ettiği çıkarımı yapılabilir.
Uzun süreli bir maraton koşusuna katılan sağlıklı bir bireyin vücudunda meydana gelen değişimleri inceleyen bir spor hekimi, sporcunun kanındaki glikoz seviyesinin ve bu seviyeyi düzenleyen hormonların miktarını yarış süresince takip etmiştir. Yarışın ilk 15 dakikasında sporcunun kan şekeri normal düzeydeyken, 60. dakikaya gelindiğinde hücrelerin yoğun enerji harcaması nedeniyle kan şekerinin düşme eğilimine girdiği, ancak kısa süre sonra belirli bir seviyede dengelendiği gözlenmiştir. Bu süreçte pankreastan salgılanan X ve Y hormonlarının miktarındaki değişimleri gösteren bir grafik incelendiğinde; X hormonunun (insülin) azaldığı, Y hormonunun (glukagon) ise arttığı tespit edilmiştir. Bu gözlem ve verilere dayanarak, endokrin sistemin homeostazi üzerindeki etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Profesyonel bir sporcu, maraton yarışı sırasında vücudunda meydana gelen fizyolojik değişimleri gözlemleyen bir araştırma grubuna katılmıştır. Yarışın 30. dakikasında sporcunun vücut sıcaklığı artmış ve kanındaki CO2 seviyesi yükselmiştir. Bu durumda; hipotalamus vücut sıcaklığını dengelemek için otonom sinir sistemini aktive ederek deri damarlarını genişletirken, aynı zamanda omurilik soğanı solunum merkezlerini uyararak nefes alıp verme hızını artırmıştır. Buna göre; homeostazinin sağlanması sürecinde sinir sisteminin farklı merkezleri (hipotalamus ve omurilik soğanı), iç dengenin korunması amacıyla birbirlerinden tamamen bağımsız hareket eder ve sadece kendi etki alanlarındaki efektörleri uyararak hiyerarşik olmayan bir yapı sergiler.
Dağcılık sporuyla uğraşan Elif, kış tırmanışı sırasında hava sıcaklığının aniden -10 °C’ye düştüğünü fark eder. Bir süre sonra Elif’in vücudunda kontrol dışı titremeler başlar, deri yüzeyindeki kan damarları daralır ve metabolizma hızı artar. Bu süreçte hipotalamus, vücut sıcaklığının set değerinin altına düştüğünü algılayarak homeostaziyi yeniden kurmak için çeşitli sinirsel yolakları aktive eder. Elif’in yaşadığı bu fizyolojik değişimler ve sinir sisteminin çalışma mekanizması dikkate alındığında; merkezi ve çevresel sinir sistemi yapılarının homeostaziyi sağlamadaki bütüncül rolü hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğru olur?
Biyoloji laboratuvarında vücut sıcaklığının korunması üzerine bir çalışma yapan Selin, oda sıcaklığının 22°C'den 35°C'ye çıkarıldığı bir ortamda deneklerin vücudunda meydana gelen değişimleri kaydediyor. Selin'in verilerine göre; ortam ısındıkça deneklerin hipotalamusu uyarılarak ter bezlerinin aktivitesi artmış ve deri yüzeyindeki kan damarları genişlemiştir. Bu fizyolojik tepkiler sonucunda deneklerin vücut sıcaklığı tekrar 37°C seviyesine geri dönmüştür. Selin, tuttuğu raporun sonuç kısmına şu cümleyi yazmıştır: 'Sistemde meydana gelen sapmanın (sıcaklık artışı), yine aynı yöndeki bir değişimle desteklenerek sistemin dengeden daha da uzaklaşmasını sağlayan bu süreç, pozitif geri bildirim mekanizmasına örnektir.'
Biyoloji öğretmeni, sınıfa getirdiği iki farklı senaryoyu içeren bir çalışma kağıdı dağıtır. Senaryo: Sıcak bir havada uzun mesafe koşan bir sporcuda, yükselen vücut sıcaklığı hipotalamustaki termoreseptörler tarafından algılanır. Hipotalamus, ter bezlerini aktive eder ve deri yüzeyindeki kan damarlarını genişletir. Terin buharlaşmasıyla vücut ısısı normal seviyeye geri döner. Senaryo: Elini kazayla kesen bir bireyde, hasarlı damar bölgesine yapışan trombositler (kan pulcukları) özel kimyasallar salgılar. Bu kimyasallar bölgeye daha fazla trombositin gelmesini tetikler. Gelen trombositler daha fazla kimyasal salgılar ve pıhtı oluşana kadar bu süreç hızlanarak devam eder. Öğretmen, öğrencilerinden bu iki senaryoyu geri bildirim mekanizmalarının çalışma prensipleri açısından karşılaştırmalarını ister. Buna göre, yapılan çıkarımlardan hangisi doğrudur?
Doğru cevaplar ve adım adım çözümler testi tamamladıktan sonra gösterilir.

