Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Yeni Nesile Geçiş Test Çöz
LGS İnkılap Tarihi dersi "Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası" konusu için LGS müfredatına uygun 20 soruluk yeni nesile geçiş testi. Yeni nesil sorulara hazırlayan geçiş soruları. Testi çözdükten sonra doğru cevapları, çözümleri ve kazanım analizini görebilirsin.
Soruları aşağıda inceleyebilir, yanıtlamak ve sonuçlarını görmek için testi başlatabilirsin.
Sorular
Atatürk'ün dış politika anlayışı; bağımsızlıktan ödün vermeyen, uluslararası hukuka saygılı, millî güce dayanan ve dünya barışını gözeten dinamik bir yapıya sahiptir. Türkiye bu sayede Lozan'dan kalan sorunları tek tek lehine çözmüş ve genç yaşta saygın bir dünya devleti olmuştur. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk dönemi dış politikasında bu ilkelerle çelişen bir tutumdur?
Hatay Sorunu sırasında Milletler Cemiyeti tarafından bölgeye gönderilen İsveçli diplomat Sandler başkanlığındaki heyet, hazırladığı raporda Hatay halkının çoğunluğunun Türk olduğunu ve bölgenin Suriye'ye bağlanamayacağını belgelemiştir. Bu raporun yayımlanması Türkiye'nin uluslararası diplomasideki elini son derece güçlendirmiştir. Bu durum Türkiye'nin dış politikada hangi ilkeye bağlılığının meyvesidir?
1930'lu yıllarda dünyanın büyük bir savaşa sürüklendiğini gören Atatürk: 'Bir harp çıkarsa bu harp dehşetli olacaktır. Dünyayı bu felaketten korumak için devlet adamlarının ihtiraslardan uzak durması ve barış için samimiyetle çalışması gerekir.' demiştir. Atatürk'ün bu sözleri ve uygulamaları dikkate alındığında onun dış politika vizyonu hakkında ne söylenebilir?
Millî Mücadele yıllarında başlayan Türk-Sovyet dostluğu, Cumhuriyet döneminde de karşılıklı iyi niyet ve 1925 Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması ile sürdürülmüştür. Ancak Türkiye, Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler geliştirirken kendi rejiminden ve tam bağımsızlığından asla ödün vermemiş, Batı dünyasıyla da barışçıl diplomasi kanallarını açık tutmuştur. Bu denge siyaseti Atatürk dönemi dış politikasının hangi niteliğini açıklar?
1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türk kara sularında ve limanlarında yük ve yolcu taşıma hakkı yalnızca Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına verilmiştir. Yabancı devletlerin kapitülasyon kalıntısı ayrıcalıklarına son veren bu adım, dış politikada hangi temel anlayışın denizlerdeki tezahürüdür?
Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçlar, Lozan'da Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış fakat 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı (Büyük Buhran) Türkiye'nin borç ödemelerini zorlaştırmıştır. Türkiye, alacaklı devletlerin başında gelen Fransa ile masaya oturmuş ve 1933 yılında Paris'te borçların Türkiye'nin ödeme gücüne göre yeniden taksitlendirilmesini sağlamıştır. Türkiye'nin bu başarısı dış politikada hangi ilkenin gözetildiğini gösterir?
I. Balkan Antantı (1934) II. Sadabat Paktı (1937) III. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) Atatürk döneminde atılan bu adımların ortak paydası aşağıdakilerden hangisidir?
Hatay meselesinin çözümü sürecinde Atatürk, Fransa'nın uzlaşmaz tutumunu eleştirmek ve Türk kamuoyunu harekete geçirmek amacıyla Kurun gazetesinde 'Asım Us' takma adıyla başyazılar kaleme almıştır. Aynı zamanda dönemin hükümetini de daha kararlı bir tutum sergilemeye çağırmıştır. Atatürk'ün bu davranışı onun liderlik özelliklerinden hangisini daha çok yansıtmaktadır?
1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu lağvedilmiş, Türkiye'ye Boğazlar bölgesinde asker bulundurma ve savaş tehlikesi hissettiğinde Boğazları kapatma yetkisi verilmiştir. Bu antlaşma Türkiye'nin dünya siyasetindeki stratejik önemini büyük ölçüde artırmıştır. Sözleşmenin bu maddelerine bakılarak Türkiye'nin konumuyla ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi yapılamaz?
Atatürk, bir konuşmasında: 'Bizim dış politikamızda başka devletlerin haklarına saygı duymak esastır; ancak kendi hakkımızı ve şerefimizi savunurken de asla tereddüt etmeyiz.' demiştir. Bu doğrultuda Türkiye, komşularıyla iyi ilişkiler kurarken uluslararası hukuka uygun hareket etmiş, antlaşmalarla kazanılmış haklarından hiçbir baskı altında vazgeçmemiştir. Buna göre Türk dış politikasının temel amacı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası ilişkilerde diğer devletlerin kendisine gösterdiği dostane veya olumsuz tutumlara aynı şekilde karşılık verme esasına göre hareket etmiştir. Yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarına uygulanan hukuki ve ekonomik haklar ne ise, Türkiye'deki o ülke vatandaşlarına da aynı haklar tanınmıştır. Bu diplomatik uygulama Türk dış politikasının hangi temel kavramıyla ifade edilir?
Atatürk, Türk dış politikasının hedeflerini tanımlarken hayalperest yaklaşımlardan uzak durulmasını, devletin gücü ve imkânları ile ulaşılmak istenen hedeflerin dengeli olması gerektiğini vurgulamıştır. Türkiye'nin kendi sınırları dışında fetih arayışına girmemesi ve gerçekleşmesi mümkün olmayan ideolojilerin peşinden koşmaması bu duruma örnektir. Bu yaklaşım Atatürk dönemi dış politikasının hangi temel ilkesiyle doğrudan örtüşür?
Fransa'nın 1936 yılında Suriye üzerindeki manda yönetimini sona erdirirken Hatay'ı Suriye hükümetine devretmek istemesi üzerine Atatürk, 'Hatay benim şahsi meselemdir.' diyerek konuyu uluslararası alana taşımıştır. Atatürk'ün yoğun diplomatik girişimleri ve sınır boyuna bizzat giderek askerî kararlılık göstermesi sonucu önce bağımsız Hatay Devleti kurulmuş, 1939'da ise Hatay Meclisi Türkiye'ye katılma kararı almıştır. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması Türk dış politikasının hangi yönünü göstermektedir?
İtalya'nın 1935 yılında Habeşistan'a saldırması, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini altüst etmiştir. Bu yayılmacı tehlike karşısında Türkiye'nin öncülüğünde İran, Irak ve Afganistan'ın katılımıyla 1937 yılında Sadabat Paktı kurulmuştur. Pakt üyeleri birbirlerinin iç işlerine karışmamayı ve sınırlarına saygı göstermeyi taahhüt etmiştir. Türkiye bu adımıyla doğrudan hangi hedefe ulaşmayı amaçlamıştır?
1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ne göre Boğazlar, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek ve Boğazların her iki yakası silahsızlandırılacaktı. 1936 yılına gelindiğinde uluslararası dengelerin bozulmasını gerekçe gösteren Türkiye, durumu Milletler Cemiyeti'ne taşıyarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalamıştır. Bu antlaşmayla komisyon kaldırılmış ve Türk askerinin Boğazlara yerleşmesi kabul edilmiştir. Bu gelişme Türkiye'ye en çok hangi alanda kazanım sağlamıştır?
1930'lu yılların başında İtalya'nın Doğu Akdeniz'e yönelik saldırgan politikaları ve Almanya'nın silahlanarak Versay Antlaşması'nı ihlal etmesi Balkan ülkelerini endişelendirmiştir. Bu tehditler karşısında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya 1934 yılında bir araya gelerek Balkan Antantı'nı imzalamıştır. Bu paktın kurulması Türkiye açısından öncelikle neyi sağlamıştır?
Milletler Cemiyeti, I. Dünya Savaşı'ndan sonra dünya barışını korumak amacıyla kurulmuş fakat zamanla büyük devletlerin çıkarlarını gözeten bir kuruma dönüşmüştür. Türkiye ise cemiyetin Musul meselesindeki taraflı tutumunu görmesine rağmen 1932 yılında gelen özel davet üzerine üyeliği kabul etmiştir. Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olma kararındaki temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan'da çözülemeyen Musul Sorunu için Türkiye ile İngiltere 1924'te Haliç Konferansı'nda bir araya gelmiş ancak anlaşma sağlanamamıştır. Türkiye bölgeye askerî harekât yapmayı planlarken 1925 yılında Doğu Anadolu'da çıkan Şeyh Sait İsyanı, ordunun bu yöne sevk edilmesine yol açmış ve Türkiye 1926 Ankara Antlaşması'nı imzalamak zorunda kalmıştır. Yaşanan bu gelişmeler değerlendirildiğinde çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan 'etabli' (yerleşik) sorunu nedeniyle nüfus mübadelesi krizi ortaya çıkmıştır. İki ülke başlangıçta gerginlik yaşasa da 1930 yılında imzalanan Ahali Sözleşmesi ile sorun barışçıl biçimde çözülmüş ve kalıcı bir dostluk dönemi başlamıştır. Bu sürecin sonunda Yunanistan Başbakanı Venizelos'un Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi, Türkiye'nin hangi özelliğini kanıtlamaktadır?
Türkiye Cumhuriyeti, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesinin ardından yabancı okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması ve Türk kanunlarına uyması gerektiğini bildirmiştir. Fransa ve Papalık bu karara itiraz ederek konuyu diplomatik bir müzakere konusu yapmak istemiş; fakat Türkiye, bu durumu bir iç mesele sayarak hiçbir yabancı devletle pazarlık etmemiştir. Türkiye'nin bu kararlı tutumu doğrudan hangi dış politika ilkesiyle açıklanabilir?
Doğru cevaplar ve adım adım çözümler testi tamamladıktan sonra gösterilir.

