1683-1789 dönemi incelendiğinde; II. Viyana Kuşatması askeri sınırları gösterirken, Karlofça ilk büyük geri çekilmeyi, Pasarofça Batı'nın üstünlüğünün kabulünü, Küçük Kaynarca ise egemenlik haklarının fiilen parçalanmasını simgeler. Tüm bu süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Osmanlı Devleti'nin yüzyıl boyunca yaşadığı gerilemenin temel niteliği hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
- A) Askeri başarısızlıklar, sadece cephe kaybıyla sınırlı kalmayıp devletin egemenlik haklarında ve dış politikadaki bağımsızlığında yapısal bir çöküş zinciri tetiklemiştir.
- B) Kaybedilen savaşlar yalnızca ekonomik krizlere yol açmış, devletin kurumsal yapısına ve diplomatik saygınlığına herhangi bir zarar vermemiştir.
- C) Osmanlı Devleti Batılı tarzda modernleşmeyi tamamen reddettiği için tüm diplomatik mücadelelerden mağlup ayrılmıştır.
- D) Doğu ve Batı sınırlarında aynı anda yürütülen savaşlar, askeri teknolojideki üstünlüğe rağmen sadece lojistik yetersizlikler yüzünden kaybedilmiştir.
- E) Siyasi gerilemenin ana sebebi, Karadeniz ve Akdeniz'deki donanma üstünlüğünün tamamen kaybedilerek kara savaşlarına ağırlık verilmesidir.
Bir tarihçi Karlofça Antlaşması için şu değerlendirmeyi yapar: "Bu antlaşma sadece bir toprak kaybı değil, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan beri taşıdığı cihanşümul (dünya devleti) iddia ve yenilmezlik mitinin askeri ve hukuki olarak sona ermesidir." Tarihçinin bu yorumuna göre, Karlofça sonrasında Osmanlı Devleti'nin uluslararası diplomasideki yeni rolü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- A) Doğu sınırlarını güvence altına alarak Asya devletleriyle yeni askeri ittifaklar kurmuştur.
- B) Avrupa dengelerini gözetmeye, mevcut sınırları diplomatik yollarla korumaya odaklı savunmacı bir dış politikaya geçmiştir.
- C) Kaybettiği prestiji geri kazanmak için batı yönünde tek taraflı askeri fetihlere hız vermiştir.
- D) Batı dünyasındaki mezhep savaşlarından yararlanarak Hristiyan birliğini parçalamayı amaçlamıştır.
- E) Halifeliğin siyasi nüfuzunu kullanarak Avrupalı devletlerin iç siyasetine müdahale etmiştir.
Tarihsel bakış açısı formunu dolduran bir öğrenci, 1683-1789 yılları arasında Osmanlı Devleti'ne en büyük gücü askeri mağlubiyetlerin değil, bu mağlubiyetler sonrası imzalanan antlaşmalardaki diplomatik tavizlerin (siyasi kayıpların) kaybettirdiğini iddia etmiştir. Öğrencinin bu hipotezini desteklemek için kullanabileceği en güçlü kanıt aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Prut Savaşı'nda Rus ordusunun bataklıkta sıkıştırılmasına rağmen tam olarak imha edilememesi
- B) Pasarofça Antlaşması ile Belgrad'ın elden çıkmasıyla savunma hatlarının gerilemesi
- C) Belgrad Antlaşması ile Karadeniz'deki egemenliğin son kez onaylanması
- D) Küçük Kaynarca Antlaşması'ndaki Rusya'ya iç işlerine müdahale yetkisi veren dini-siyasi maddelerin devletin egemenlik haklarını uzun vadede çökertmesi
- E) II. Viyana yenilgisinin ardından Avrupalıların Kutsal İttifak kurarak ortak askeri cephe açmaları
Aşağıda 18. yüzyılda imzalanan üç büyük antlaşmanın Osmanlı Devleti'ne etkilerini gösteren bir karşılaştırma tablosu verilmiştir: AntlaşmaAskeri SonuçSiyasi/Egemenlik Sonucu Pasarofça (1718)Belgrad ve Banat kaybedildi.Avrupa'nın üstünlüğü kabul edildi, barış odaklı dış politika başladı. Belgrad (1739)Belgrad geri alındı.Karadeniz'in Türk gölü olduğu son kez tescillendi. Küçük Kaynarca (1774)Donanma Çeşme'de yok edildi.İlk kez halkı Müslüman olan toprak kaybedildi, Rusya'ya kapitülasyon verildi. Bu tabloya göre Osmanlı Devleti'nin 18. yüzyıl askeri ve siyasi seyri hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yüzyıl boyunca her alanda sürekli toprak kaybedilmiş ve hiçbir askeri başarı kazanılamamıştır.
- B) Batı'nın askeri üstünlüğü sadece kara savaşlarında kabul edilmiş, denizlerde üstünlük sürmüştür.
- C) Yaşanılan büyük kayıplara rağmen, dönemsel başarılar ve askeri toparlanmalar sayesinde devlet egemenlik iddialarını bir süre daha korumuştur.
- D) Rusya ve Avusturya ile yapılan tüm antlaşmalar Osmanlı Devleti'nin mutlak diplomatik zaferiyle sonuçlanmıştır.
- E) Siyasi kayıpların tek nedeni, Osmanlı donanmasının Akdeniz'de yetersiz kalmasıdır.
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım bağımsız olmuş, ancak halkının dini açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalması kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin antlaşmaya böyle bir madde ekletmekle ulaşmak istediği temel diplomatik hedef aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Rusya'nın Karadeniz'e inmesini askeri güç kullanarak tamamen engellemek
- B) Kırım halkı üzerindeki kültürel ve manevi bağları koruyarak ileride bölgeyi tekrar kazanabilme zeminini saklı tutmak
- C) İslam dünyasındaki diğer bağımsız devletlerle ortak bir askeri pakt oluşturmak
- D) Kırım Hanlığı'nın iç işlerine Rusya'nın müdahale etmesini hukuken sınırlandırmak
- E) Osmanlı ekonomisini Kırım üzerinden alınacak vergilerle yeniden canlandırmak
1739 Belgrad Antlaşması ile Belgrad geri alınmış ve Karadeniz'in bir Türk gölü olduğu son kez onaylanmıştır. Bu antlaşmanın elde edilmesinde etkili olan en önemli askeri arka plan aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kutsal İttifak devletlerinin kendi aralarında sömürge paylaşım savaşlarına başlaması
- B) Yeniçeri Ocağı'nın tamamen kaldırılarak yerine modern bir ordunun kurulması
- C) Rusya'da yaşanan taht kavgaları nedeniyle Rus ordusunun savaştan çekilmesi
- D) I. Mahmud döneminde Humbaracı Ahmet Paşa liderliğinde gerçekleştirilen askeri reformların başarıya ulaşması
- E) Fransa ordusunun Osmanlı saflarında doğrudan savaşa katılarak askeri destek sağlaması
Pasarofça Antlaşması ile Belgrad gibi son derece stratejik bir kalenin elden çıkması, Osmanlı devlet idarecilerinde Batı'nın askeri üstünlüğünü kabul etme eğilimi yaratmış ve Lale Devri sürecini tetiklemiştir. Bu gelişme doğrultusunda Osmanlı Devleti'nin devlet politikasında nasıl bir köklü paradigma değişimi yaşandığı savunulabilir?
- A) Geleneksel askeri yapıyı koruyarak sadece sınırlarda savunma kaleleri inşa etme kararı alınması
- B) Divanıhümayun sistemini tamamen kaldırarak yerine batı tarzı kabine sistemine geçilmesi
- C) Batılı devletlerle olan tüm diplomatik ilişkilerin tek taraflı askeri güç lehine kesilmesi
- D) İç politikada dini reformlara ağırlık verilerek dış dünyadan tamamen soyutlanma politikasına geçilmesi
- E) Fetih odaklı genişleme stratejisinin yerini, mevcut toprakları koruma ve Batı dünyasını tanıma yönelimine bırakması
Osmanlı Devleti, Prut Savaşı'nda Rusya karşısında kazandığı zaferin ardından imzalanan Prut Antlaşması ile Azak Kalesi'ni geri almayı başarmıştır. Bu askeri ve diplomatik başarının, Osmanlı devlet adamlarının dış politika stratejileri üzerindeki en doğrudan etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Karlofça Antlaşması ile kaybedilen toprakların geri alınabileceği umudunun doğması
- B) Rusya ile Avusturya'ya karşı kalıcı bir askeri savunma ittifakı kurulması
- C) Batılılaşma ve askeri modernleşme hareketlerinin tamamen gereksiz görülerek durdurulması
- D) Karadeniz'in tüm Avrupalı devletlerin ticaret gemilerine kalıcı olarak açılması
- E) Geleneksel diplomasi yöntemlerinin terk edilerek tamamen barışçıl bir pasifizme geçilmesi
Osmanlı Devleti'nin II. Viyana Kuşatması'nda aldığı büyük askeri yenilgi, Avrupalı devletleri harekete geçirerek Papa öncülüğünde Osmanlı'ya karşı "Kutsal İttifak"ın kurulmasını sağlamıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin askeri ve siyasi gücü hakkında Avrupalı devletlerde nasıl bir algı değişikliğine yol açmıştır?
- A) Osmanlı askeri teknolojisinin ve taktiklerinin taklit edilemez olduğu inancına
- B) Osmanlı Devleti ile uzun süreli barış antlaşmaları imzalamanın zorunlu olduğu fikrine
- C) Osmanlı Devleti'nin artık yenilmez bir güç olmadığı ve Avrupa'dan tamamen atılabileceği düşüncesine
- D) Doğu ticaret yollarının kontrolünün sadece Osmanlı Devleti'ne bırakılması gerektiğine
- E) Osmanlı'nın savunma stratejisinden vazgeçip tamamen taarruz politikasına yöneleceği beklentisine
Karlofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti batıda ilk kez büyük çapta toprak kaybederken, Küçük Kaynarca Antlaşması ile ilk defa halkı tamamen Müslüman olan Kırım'ı kaybetmiştir. Bu iki antlaşmanın sonuçları karşılaştırıldığında, Küçük Kaynarca Antlaşması'nın Osmanlı egemenlik ve diplomasi anlayışında nasıl bir dönüşüme yol açtığı söylenebilir?
- A) Batı tarzı askeri ıslahatların tamamen sonlandırılmasına
- B) Halifelik makamının ilk kez siyasi ve diplomatik bir güç unsuru olarak dış politikada kullanılmasına
- C) Saltanat veraset sisteminde köklü ve hukuksal değişiklikler yapılmasına
- D) Avrupalı devletlerle kalıcı sınır ittifakları kurularak fetihlerden vazgeçilmesine
- E) Karadeniz ticaret yollarının denetiminin tamamen yabancı devletlere devredilmesine
Doğru cevaplar ve adım adım çözümler testi tamamladıktan sonra gösterilir.