Ekolojik Sürdürülebilirlik Yeni Nesile Geçiş Test Çöz

MEB · 10. Sınıf · Biyoloji · EKOLOJİ

10. Sınıf Biyoloji dersi "Ekolojik Sürdürülebilirlik" konusu için MEB müfredatına uygun 10 soruluk yeni nesile geçiş testi. Yeni nesil sorulara hazırlayan geçiş soruları. Testi çözdükten sonra doğru cevapları, çözümleri ve kazanım analizini görebilirsin.

Soruları aşağıda inceleyebilir, yanıtlamak ve sonuçlarını görmek için testi başlatabilirsin.

Sorular

  1. Elif, 'Sıfır Atık Projesi' kapsamında yaşadığı bölgedeki atık yönetimi süreçlerini araştırır. Belediyenin web sitesinden bölgedeki geri kazanım oranlarının arttığı bilgisini not eder. Bu bilgiyi doğrulamak için mahallesindeki geri dönüşüm toplama merkezini ziyaret eder ve tesis yetkilisiyle görüşür. Yetkili; 'Tesisimiz en son teknolojiye sahip olsa da evlerde çöplerin yanlış kutulara atılması (örneğin; yağlı yemek kaplarının kağıt kutusuna atılması) tüm partinin kirlenmesine ve geri dönüştürülememesine neden oluyor.' bilgisini verir. Elif'in araştırma, veri toplama ve yerinde gözlem (doğrulama) aşamaları dikkate alındığında; atık yönetiminde hedeflenen %27,2 ve üzeri geri kazanım oranlarına ulaşılabilmesi için teknolojik altyapı ve tesisleşmenin tek başına yeterli olduğu, bireylerin atıkları kaynağında ayırma alışkanlığının bu süreçte ikincil bir öneme sahip olduğu çıkarımı yapılabilir.

  2. Biyoloji dersi kapsamında 'Sıfır Atık' projesi üzerine araştırma yapan Kerem, yaşadığı ilçedeki belediyenin atık yönetimi verilerini incelemektedir. Belediyenin resmi web sitesinde geri kazanım oranının geçen yıla göre %15 arttığı belirtilmektedir. Kerem, bu bilgiyi projesine eklemeden önce belediyenin atık ayrıştırma tesisine teknik bir gezi düzenlemiş, tesis sorumlusuyla görüşmüş ve son bir yıla ait tartım fişlerini incelemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, toplanan atık miktarının arttığı ancak tesise gelen atıkların içindeki yabancı madde (geri dönüştürülemeyen atık) oranının yüksek olması nedeniyle fiili geri kazanım oranının web sitesindeki verilerle tam uyuşmadığını fark etmiştir. Buna göre Kerem'in, araştırmasının güvenilirliğini sağlamak amacıyla izlediği bu süreçte Maarif Modeli kazanımları doğrultusunda gerçekleştirdiği temel adım aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Atık yönetimi konusunda bilgi toplamak için sadece dijital araçları kullanmak.
    • B) Farklı kaynaklardan ulaştığı verileri karşılaştırarak bilgilerin doğruluğunu teyit etmek.
    • C) Bölgesel atık yönetimi çalışmalarını dünyadaki örnek uygulamalarla kıyaslayarak yeni bir model geliştirmek.
    • D) Atıkların kaynağında ayrıştırılmasını sağlamak için doğrudan bir sosyal sorumluluk projesi başlatmak.
    • E) Belediyenin web sitesindeki verileri, resmi makamdan geldiği için mutlak doğru kabul edip kaydetmek.
  3. Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında yürütülen 'Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) İlanı ile Ekosistem Koruma Projeleri' sürecinde, bir bölgenin koruma altına alınması kararlaştırılırken hazırlanan bilimsel raporlar; bölgedeki endemik türlerin yayılışı, kritik habitatların durumu ve ekosistem hizmetlerinin yanı sıra bölge halkının sosyokültürel yapısı ile sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu bölgelerde uygulanan yönetim planları, doğadaki tüm canlıların yaşam haklarını savunurken aynı zamanda insanın doğayla uyumlu bir şekilde varlığını sürdürebileceği 'koruma-kullanma dengesini' kurmayı amaçlar. Bu bilgilere ve MEB Maarif Modeli kapsamında hedeflenen çıkarımlara dayanarak; bir alanın 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan edilmesindeki temel öncelik, o bölgeyi tüm ekonomik ve beşerî faaliyetlere tamamen kapatarak biyolojik çeşitliliği mutlak bir izolasyon stratejisiyle koruma altına almaktır.

  4. Biyoloji öğretmeni, öğrencilerine 'Türkiye Yüzyılı' vizyonu kapsamında 'Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK)' ilan edilen bir kıyı ekosistemine ait 10 yıllık değişim verilerini içeren bir rapor sunmuştur. Öğrenci Elif, bu rapordaki verileri analiz ederek doğal kaynakların korunması için alınan önlemlerin etkinliğini sorgulamaktadır. Raporda; 2014 yılında bölgenin ÖÇK ilan edildiği, bu tarihten önce kontrolsüz turizm ve sanayi atıkları nedeniyle biyoçeşitliliğin azaldığı, ancak koruma statüsü sonrası ekosistem hizmetlerinin yeniden iyileşmeye başladığı belirtilmiştir. Buna göre, Elif'in rapor verilerinden yola çıkarak ulaştığı aşağıdaki çıkarımlardan hangisi, doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunması için alınan önlemlerin gelecekteki toplumsal ve bilimsel katkısını en doğru şekilde yansıtır?

    • A) Bir bölgenin sadece koruma altına alınması biyoçeşitliliği artırmak için yeterlidir, insan müdahalesi tamamen kesilmelidir.
    • B) Ekonomik gelir getiren turizm faaliyetleri, ekosistemin kendini yenileme hızından bağımsız olarak her zaman öncelikli olmalıdır.
    • C) Doğal kaynakların korunması amacıyla uygulanan yasal statüler ve sürdürülebilir yönetim planları, hem ekolojik dengenin onarılmasını sağlar hem de gelecek nesillere aktarılacak biyolojik mirası güvence altına alır.
    • D) Biyoçeşitlilik kaybı geri dönüşü olmayan bir süreç olduğu için alınan önlemler sadece mevcut türlerin korunmasını sağlar, yeni tür yerleşimine katkı sunmaz.
    • E) Koruma bölgelerinde sadece su kirliliğinin önlenmesi, endemik tür sayısının artması için tek başına yeterli bir değişkendir.
  5. Türkiye’nin iklim değişikliği ve su stresi risk haritasını inceleyen bir grup öğrenci, okul kantinindeki gıda tüketim alışkanlıklarının ekolojik ayak izine etkisini araştırıyor. Yapılan araştırmada; kantine uzak illerden gelen dondurulmuş et ürünlerinin yerine, okulun bulunduğu bölgedeki yerel üreticilerden alınan taze sebze ve meyvelerin tercih edilmesinin ekolojik ayak izini daha fazla küçülttüğü tespit ediliyor. Öğrencilerden biri olan Arda, bu araştırmadan elde edilen verilere dayanarak; 'Yerel ürünlerin tercih edilmesi ekolojik ayak izini sadece su tasarrufu sağladığı için küçültür; çünkü bu ürünlerin yetiştirilmesi sırasında kullanılan su miktarı, dondurulmuş ürünlerin işlenmesi ve saklanması için harcanan sudan azdır.' çıkarımında bulunuyor.

  6. Aras, biyoloji dersi performansı için 'Okulumuzdaki Öğrencilerin Ekolojik Ayak İzini Küçültme Stratejileri' başlıklı bir çalışma yürütmektedir. Aras, yaptığı anket ve incelemeler sonucunda bir öğrencinin ortalama ekolojik ayak izi bileşenlerini şu şekilde oranlamıştır: Beslenme (et ağırlıklı diyet) %48, Ulaşım (özel araç/servis) %22, Isınma ve Elektrik %18, Satın alınan yeni eşyalar %12. Aras, bu verileri kullanarak ekolojik ayak izini en etkili şekilde küçültmek için bir eylem planı hazırlayacaktır. Aras'ın elde ettiği veriler ışığında, okuldaki toplam ekolojik ayak izini en kısa sürede ve en yüksek oranda azaltmak için odaklanması gereken temel araştırma sorusu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

    • A) Okul bahçesindeki atık geri dönüşüm kutularının sayısını artırmak öğrenci başına düşen atık miktarını ne kadar etkiler?
    • B) Kantinde sunulan menülerin bitkisel protein ağırlıklı hale getirilmesi ekolojik ayak izinde nasıl bir değişim yaratır?
    • C) Sınıflardaki aydınlatma sistemlerinin sensörlü lambalarla değiştirilmesi toplam enerji tasarrufunu yüzde kaç artırır?
    • D) Okula geliş gidişlerde öğrencilerin toplu taşıma yerine bisiklet kullanması karbon salınımını ne oranda düşürür?
    • E) Kağıt tüketimini azaltmak için dijital sınav sistemine geçilmesi ekolojik ayak izini ulaşım verilerinden daha fazla mı etkiler?
  7. Bir sahil kasabasında gözlem yapan biyoloji topluluğu, bölgedeki sanayi tesislerinden denize sızan kimyasal atıklar ve artan su sıcaklığı nedeniyle deniz ekosisteminde 'müsilaj' (deniz salyası) oluşumunun hızlandığını raporlamıştır. Bu durumun ışık geçirgenliğini azaltarak dipteki üreticilerin fotosentez yapmasını engellediği, oksijen seviyesini düşürerek balık ölümlerine yol açtığı ve madde döngülerini sekteye uğrattığı tespit edilmiştir. Bu gözlemlerden yola çıkarak; 'Sadece deniz yüzeyindeki müsilaj tabakasının fiziksel yöntemlerle toplanması, ekosistemdeki madde döngülerinin yeniden kararlı hale gelmesini ve biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliğini sağlamak için yeterli ve kalıcı bir çözüm yargısı' bilimsel olarak doğrudur.

  8. Bir sahil kenti olan 'Yeşilova' sakinleri, son yıllarda deniz yüzeyinde beyaz, yapışkan bir tabaka (müsilaj) oluştuğunu ve kıyıdaki balık türlerinin hızla azaldığını gözlemlemiştir. Yapılan bilimsel araştırmada, bölgedeki sanayi tesislerinden denize karışan azot ve fosfor miktarının normal değerlerin on katına çıktığı, bu durumun denizdeki oksijen seviyesini kritik eşiğin altına düşürdüğü tespit edilmiştir. Belediye yönetimi, kirliliği temizlemek amacıyla belirli mikroorganizmaların kullanıldığı 'biyoremediasyon' yöntemini devreye sokmayı planlamaktadır. Ancak bilim insanları, sadece temizliğin yeterli olmayacağını, ekosistemin kendini yenileyebilmesi için kirlilik kaynaklarının da tamamen kontrol altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum göz önüne alındığında, Yeşilova deniz ekosisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılması en doğru olur?

    • A) Biyoremediasyon çalışmaları, dış müdahaleye gerek kalmadan madde döngülerini eski haline getirmek için tek başına yeterlidir.
    • B) Deniz ekosistemindeki biyoçeşitliliğin azalması, sadece doğal iklim döngülerinin bir sonucu olup insan faaliyetleriyle ilişkilendirilemez.
    • C) Ekosistemin sürdürülebilirliği için biyolojik temizlik yöntemleri uygulanırken aynı zamanda kirliliğe neden olan insan faaliyetlerinin sınırlandırılması zorunludur.
    • D) Müsilaj oluşumu sadece görsel bir kirlilik yarattığından, su altındaki beslenme ilişkileri ve enerji akışı bu durumdan etkilenmez.
    • E) Sanayi tesislerinin atık yönetimini değiştirmesi, denizdeki oksijen seviyesini artırmada biyoremediasyon yönteminden daha yavaş sonuç verir.
  9. Bir yerleşim bölgesinde 'Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi' projesi kapsamında şu adımlar atılmıştır: 1. Evsel organik atıklar kompostlaştırılarak park ve bahçelerde gübre olarak kullanılmaktadır. 2. Bölgedeki binaların çatılarına yağmur suyu toplama sistemleri kurulmuş ve bu su, filtrasyon sonrası tuvalet rezervuarlarında değerlendirilmektedir. 3. Isınma ihtiyacı için kömür yerine, bölgedeki yerel jeotermal kaynaklardan gelen sıcak su ağları kullanılmaya başlanmıştır. Bu uygulamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yenilenemeyen kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması ve madde döngülerinin kapalı bir çevrim hâline getirilmesi, ekolojik sürdürülebilirliğin temel amacı olan 'doğanın rejenerasyon (yenilenme) kapasitesini aşmadan insan ihtiyaçlarını karşılama' ilkesiyle doğrudan örtüşmektedir.

  10. Bir çevre şehircilik uzmanı, iki komşu kentin (A ve B kentleri) 20 yıllık gelişim stratejilerini ve ekolojik göstergelerini içeren bir rapor hazırlamıştır. A Kenti: Ekonomik büyümeyi hızlandırmak adına enerji ihtiyacının %85’ini fosil yakıtlardan karşılamış, tarım arazilerini sanayi tesislerine açmış ve atık yönetiminde depolama yöntemini tercih etmiştir. B Kenti: Enerji ihtiyacının %70’ini yenilenebilir kaynaklardan (güneş, rüzgâr) karşılamış, 'Sıfır Atık' projesini hayata geçirmiş, yeşil alanları koruyarak biyolojik çeşitliliği artırmıştır. 20 yılın sonunda B kentinde kişi başına düşen temiz su miktarının ve hava kalitesinin A kentine oranla anlamlı derecede yüksek olduğu, A kentinde ise kaynak yetersizliği nedeniyle sanayi üretiminin durma noktasına geldiği gözlemlenmiştir. Bu rapor ve ekolojik sürdürülebilirlik ilkeleri dikkate alındığında, B kentinin uyguladığı modelin A kentine göre en temel avantajı aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kısa vadede sanayi üretimini en üst seviyeye çıkararak dış ticaret fazlası sağlaması.
    • B) Doğal kaynakların kendini yenileme hızını kullanım hızının üzerinde tutarak ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlaması.
    • C) İnsan faaliyetlerini tamamen durdurarak doğanın insan müdahalesi olmadan kendi kendini onarmasına izin vermesi.
    • D) Yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımını artırarak teknolojik gelişim için gereken enerji maliyetini düşürmesi.
    • E) Nüfus artış hızını kontrol altına alarak mevcut kaynakların sadece mevcut nesil tarafından tüketilmesini hedeflemesi.

Doğru cevaplar ve adım adım çözümler testi tamamladıktan sonra gösterilir.