Besinlerden Enerjiye Yeni Nesile Geçiş Test Çöz

MEB · 10. Sınıf · Biyoloji · ENERJİ

10. Sınıf Biyoloji dersi "Besinlerden Enerjiye" konusu için MEB müfredatına uygun 11 soruluk yeni nesile geçiş testi. Yeni nesil sorulara hazırlayan geçiş soruları. Testi çözdükten sonra doğru cevapları, çözümleri ve kazanım analizini görebilirsin.

Soruları aşağıda inceleyebilir, yanıtlamak ve sonuçlarını görmek için testi başlatabilirsin.

Sorular

  1. Bir biyoloji projesinde Elif, içerisinde 25°C sıcaklıkta glikoz çözeltisi ve bira mayası bulunan kapalı bir erlenmayeri, bir cam boru aracılığıyla içinde kireç suyu (karbondioksit ayıracı) bulunan bir behere bağlamıştır. Deneyin ilerleyen aşamalarında erlenmayerdeki termometrede sıcaklık artışı gözlemlenmiş ve beherdeki berrak kireç suyu bulanmaya başlamıştır. Elif, bu gözlemlerine dayanarak; 'Hücreler enerji üretimi sırasında ortamdaki oksijeni tüketmiş ve bu süreçte kimyasal enerjinin bir kısmı ısı enerjisine dönüşmüştür.' çıkarımını yapmıştır.

  2. Bir araştırma ekibi, bir hayvan hücresinin farklı besin monomerlerini (Glikoz, Yağ asidi, Amino asit) kullanarak eşit miktarda ATP üretme süreçlerini kontrol altında incelemiştir. Yapılan ölçümler sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Yağ asitleri kullanıldığında, glikoza göre birim zamanda tüketilen oksijen miktarının ve açığa çıkan su miktarının çok daha fazla olduğu görülmüştür. Glikozun yıkımı sitoplazmada başlarken, yağ asitlerinin yıkım ürünlerinin doğrudan mitokondriye (Asetil-CoA olarak) girdiği tespit edilmiştir. Amino asitlerin kullanımı sırasında ise diğer besinlerden farklı olarak ortamda azotlu bir atık olan amonyak birikmiş ve amino asidin karbon sayısına göre farklı basamaklardan sürece dahil olduğu gözlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen verilere dayanarak; besin gruplarının enerji eldesi süreçlerindeki farklılıkların temel nedeninin, moleküllerin kimyasal yapısındaki hidrojen oranları ile sahip oldukları fonksiyonel grupların farklı olması ve bu durumun moleküllerin solunum yoluna katılım noktalarını belirlemesi olduğu söylenebilir.

  3. Bir biyoteknoloji laboratuvarında, insan hücrelerinin enerji elde etmek amacıyla kullandığı üç farklı besin monomerinin (X, Y ve Z) oksijenli solunum süreçleri takip edilerek aşağıdaki veriler kaydedilmiştir: X molekülü: Tepkimeye glikoliz evresinden başlar, sindirimi kolaydır ve beyin hücrelerinin öncelikli yakıtıdır. Y molekülü: Oksijenli solunuma doğrudan Glikoliz evresinden katılamaz; asetil-CoA basamağından dahil olur. Birim miktarının yıkımı için X'e göre çok daha fazla oksijen tüketilir. Z molekülü: Solunum tepkimelerine katılmadan önce deaminasyon işlemine uğrar ve bu süreçte yan ürün olarak amonyak (NH3) açığa çıkar. Bu verilere göre, besin gruplarının enerji eldesi süreçleri karşılaştırıldığında yapılan aşağıdaki yorumlardan hangisi kesinlikle doğrudur?

    • A) X, Y ve Z moleküllerinin tamamı hücresel solunum sürecinde sitoplazmadaki glikoliz enzimleriyle etkileşime girmek zorundadır.
    • B) Y molekülünün (yağ asidi) birim miktarından elde edilen ATP miktarının yüksek olması, yapısındaki hidrojen oranının fazla olmasından kaynaklanır.
    • C) Z molekülü (amino asit), enerji eldesi sürecinde her zaman glikozdan (X) daha sonra kullanılır çünkü enerji verimi en düşük olan besin grubudur.
    • D) X, Y ve Z moleküllerinin solunuma katılması sonucu oluşan ortak son ürünler arasında sadece karbondioksit ve amonyak bulunur.
    • E) Hücrede ATP miktarının çok azaldığı kritik durumlarda, hücre öncelikli olarak Y molekülünü oksijensiz solunumla yıkarak hızlı enerji üretir.
  4. Bir biyoloji laboratuvarında hücresel solunum süreçlerini inceleyen bir grup öğrenci, elde ettikleri verilerle iki farklı bilimsel model geliştirmiştir. Model A: Glikozun pirüvata, ardından asetil-CoA'ya ve son olarak Krebs döngüsüyle CO2'ye kadar parçalanma aşamalarındaki karbon (C) iskeleti değişimini vurgulamaktadır. Model B: Mitokondri iç zarında gerçekleşen elektron aktarımı sayesinde zarlar arası boşlukta biriken protonların (H+), ATP sentaz enzimi üzerinden matrikse geri dönüşüyle gerçekleşen ATP üretim mekanizmasını (kemiozmotik teori) vurgulamaktadır. Öğrenciler, 'Oksijenli solunumun, fermantasyon süreçlerine göre neden yaklaşık 15 kat daha fazla ATP üretimi sağladığı' sorusuna bilimsel bir açıklama getirmek için; Model A'nın, Model B'ye göre daha merkezi ve açıklayıcı bir model olduğunu iddia etmişlerdir.

  5. Bir biyoloji projesinde Elif, insan iskelet kası hücrelerinin farklı fiziksel aktivite düzeylerindeki enerji dönüşüm stratejilerini temsil eden üç farklı bilimsel model (X, Y ve Z) hazırlamıştır. Model X: Glikozun oksijensiz ortamda yıkılarak laktik asit ve sınırlı miktarda ATP üretilmesi. Model Y: Glikozun oksijen varlığında tamamen yıkılarak CO2, H2O ve yüksek miktarda ATP üretilmesi. Model Z: Glikozun oksijensiz ortamda yıkılarak etil alkol, CO2 ve sınırlı miktarda ATP üretilmesi. Elif, hazırladığı modelleri mevcut bilimsel verilerle karşılaştırarak, bir sporcunun antrenman sırasındaki kas hücrelerinin biyolojik gerçekliğine en uygun olanları seçmek istemektedir. Buna göre Elif'in model seçimi ve gerekçesi hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

    • A) İnsan hücreleri tüm fermantasyon türlerini gerçekleştirebildiği için Elif üç modeli de modellemesine dahil etmelidir.
    • B) Elif, Model X ve Y'yi seçmeli; Model Z'yi ise insan fizyolojisinde etil alkol fermantasyonu görülmediği için bilimsel olarak reddetmelidir.
    • C) Sadece Model Y seçilmelidir; çünkü çizgili kas hücreleri sadece oksijen varlığında enerji üretebilen özelleşmiş yapılardır.
    • D) Yoğun egzersiz sırasında ATP ihtiyacı arttığı için Model Z, CO2 çıkışı sağladığından dolayı Model X'e tercih edilmelidir.
    • E) Model X ve Z'nin ATP verimi aynı olduğundan, Elif modellerini sadeleştirmek için bu iki modeli birbirinin yerine kullanmaya karar vermelidir.
  6. Yoğun bir antrenman yapan bir sporcunun enerji ihtiyacını karşılayabilmesi için tükettiği makro moleküllerin izlediği yol ile ilgili şu bilgiler verilmiştir: 1. Sindirim kanalında polimerlerin monomerlere parçalanması, 2. Oluşan monomerlerin bağırsak epitelinden kana geçişi (emilim), 3. Kan yoluyla monomerlerin hedef hücrelere ulaştırılması (taşıma). Bu süreçler değerlendirildiğinde; sindirim sistemi tarafından besinlerin en küçük yapı taşlarına kadar parçalanmış olması, dolaşım sisteminde yaşanabilecek bir aksaklığa (taşıma sorunu) rağmen hücrelerin kesintisiz enerji üretmeye devam edebilmesi için tek başına yeterli bir koşuldur.

  7. Profesyonel bir maraton koşucusu, enerji ihtiyacını karşılamak adına karbonhidrat ağırlıklı beslenmesine rağmen son zamanlarda yarış ortasında aşırı halsizlik ve kas yorgunluğu yaşamaya başlamıştır. Yapılan klinik testler sonucunda sporcuda şu bulgular elde edilmiştir: Ağız ve mide sindiriminin (mekanik ve kimyasal) normal düzeyde olduğu, Pankreastan salgılanan sindirim enzimlerinin miktar ve işlevinin sağlıklı olduğu, İnce bağırsak iç yüzeyindeki emilimi sağlayan villus yapılarının bir otoimmün tepki nedeniyle ciddi şekilde tahrip olduğu, Dolaşım sisteminin (kalp ve damarlar) ve kan akış hızının ideal seviyede olduğu görülmüştür. Bu sporcunun enerji eldesinde yaşadığı aksaklık ile ilgili biyolojik süreçler değerlendirildiğinde, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi en doğrudur?

    • A) Enerji eldesi için sindirim enzimlerinin besinleri yapı taşlarına ayırması yeterli bir aşamadır, taşıma süreçleri bu döngüde ikincildir.
    • B) Sorun sadece mekanik sindirimle ilgilidir; besinler yeterince küçük parçalara ayrılmadığı için hücreler tarafından doğrudan yakıt olarak kullanılamamaktadır.
    • C) Sindirim süreci kusursuz işlese dahi, emilim yüzeyindeki tahribat besin yapı taşlarının dolaşıma geçişini engellediği için hücrelerde ATP üretimi için gerekli ham madde sağlanamamaktadır.
    • D) Taşıma sistemi sağlıklı olduğu için ince bağırsaktan kana geçemeyen besinler alternatif yollarla doğrudan kas hücrelerine ulaştırılarak enerjiye dönüştürülür.
    • E) Villusların tahrip olması sadece vitamin emilimini etkiler; karbonhidrat gibi temel enerji kaynakları villuslara ihtiyaç duymadan doğrudan kana geçer.
  8. Bir biyoloji araştırma projesinde, canlıların besinleri elde etme ve işleme yöntemleri üzerine bir çalışma yapılmaktadır. İncelenen X canlısı (bir amip türü), çevresindeki protein parçacıklarını yalancı ayaklarıyla sararak bir koful oluşturup hücre içine dahil ederken; Y canlısı (bir çürükçül mantar), ürettiği enzimleri hücre dışındaki organik atıkların üzerine salgılamaktadır. Bu iki canlının sindirim stratejileri analiz edildiğinde; X canlısının gerçekleştirdiği işlemin 'hücre içi sindirim' olarak sınıflandırılmasındaki temel ölçüt, büyük moleküllerin yapı taşlarına ayrılması sürecinin (hidroliz), hücre sitoplazması sınırları içerisinde yer alan zarla çevrili bir yapıda (besin kofulu) tamamlanmasıdır.

  9. Bir biyoloji araştırma ekibi, farklı canlı türlerinin beslenme ve sindirim stratejilerini incelemek amacıyla bir deney tasarlamıştır. Deneyde gözlemlenen üç farklı canlıya dair veriler şöyledir: Canlı (Amip): Besin maddesini yalancı ayaklarla çevreleyip bir zar ile kuşatarak sitoplazma içine alır. Sindirim bu zarın içinde gerçekleşir. Canlı (Toprak Solucanı): Besini ağız yoluyla alır; besin sırasıyla yutak, yemek borusu, kursak ve taşlıkta ilerler. Taşlıkta küçük taşlar yardımıyla besinler ezilir, ardından bağırsakta enzimlerle parçalanır. Canlı (Saprofit Mantar): Hücrelerinden dış ortama güçlü enzimler salgılar. Dış ortamda sıvılaşan besin maddelerini hücre zarı aracılığıyla emerek bünyesine katar. Bu veriler ve sindirim sistemlerinin sınıflandırılma ölçütleri dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

    • A) 1. canlıda sindirim yapıları hücre dışında özelleşmiş bir boşluk oluşturmuştur.
    • B) 2. canlıda gerçekleşen taşlıktaki olay kimyasal sindirim, bağırsaktaki olay ise mekanik sindirimdir.
    • C) 3. canlı, polimer besinleri hücre içine alabilmek için mutlaka besin kofulu oluşturmak zorundadır.
    • D) 2. ve 3. canlılar, besinlerin kimyasal yıkımını hücrenin dış ortamında gerçekleştirme özelliğine sahiptir.
    • E) Her üç canlıda da sindirim enzimleri sadece hücrenin dışındaki hedeflere etki edecek şekilde üretilir.
  10. Bir biyoloji projesinde, canlıların besinlerden enerji elde etme ve bu enerjiyi kullanma süreçlerine dair şu bilimsel veriler toplanmıştır: I. Besinlerin (örneğin glikozun) hücrede parçalanmasıyla açığa çıkan toplam enerjinin yaklaşık %60'ı ısı olarak ortama yayılırken, %40'ı ATP molekülünde depolanmaktadır. II. Açığa çıkan ısının, vücut sıcaklığının biyokimyasal reaksiyonlar için ideal seviyede tutulmasına katkı sağladığı saptanmıştır. III. ATP molekülünün, hücre içinde protein sentezi ve aktif taşıma gibi işleri gerçekleştiren 'moleküler makineleri' doğrudan çalıştıran tek birim olduğu belirlenmiştir. IV. Hücre zarının ATP molekülünü dışarı sızdırmadığı ve hücreye dışarıdan ATP girişine izin vermediği; bu nedenle her hücrenin kendi ATP'sini besinlerden kendisinin üretmesi gerektiği gözlenmiştir. Bu verilere dayalı olarak yapılan; 'Besinlerdeki kimyasal enerjinin bir kısmının ısıya dönüşmesi canlının termoregülasyonuna (sıcaklık dengesi) katkı sağlayan işlevsel bir durumdur; ancak ATP'nin hücreler arası transferinin mümkün olmaması, besinlerden elde edilen enerjinin her hücrenin kendi metabolik faaliyetlerini yönetmesi için özelleşmiş bir birim olarak kullanılmasını zorunlu kılar' çıkarımı doğru mudur?

  11. Bir biyoloji laboratuvarında özdeş üç deney düzeneğine eşit miktarda bira mayası hücresi ve su eklenmiştir. Düzeneklere farklı karbonhidrat türleri ilave edilerek uygun sıcaklıkta 30 dakika bekletilmiş ve açığa çıkan CO2 gazı miktarları ile ortam sıcaklıklarındaki değişimler kaydedilmiştir. Deney Sonuçları: Düzenek (Glikoz): 5. dakikadan itibaren yoğun gaz çıkışı ve belirgin sıcaklık artışı gözlendi. Düzenek (Sükroz): 12. dakikadan itibaren gaz çıkışı başladı ve sıcaklık yavaşça yükseldi. Düzenek (Nişasta): 30 dakika boyunca gaz çıkışı veya sıcaklık artışı tespit edilemedi. Bu deneyden elde edilen veriler ve besinlerin metabolik süreçlere katılım mekanizmaları dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

    • A) Hücrelerin bir molekülden enerji elde edebilmesi için o molekülün hücre zarından geçebilecek boyutta olması veya uygun enzimlerle parçalanması gerekir.
    • B) Besinlerdeki kimyasal bağ enerjisinin bir kısmı metabolik faaliyetlerde doğrudan kullanılırken bir kısmı ısı enerjisi olarak ortama verilir.
    • C) Sükrozun enerji üretiminde kullanılabilmesi için öncelikle hidroliz edilerek yapı birimlerine ayrılması gerektiğinden gaz çıkışı glikoza göre daha geç başlamıştır.
    • D) Hücreler, hayatsal faaliyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları ATP molekülünü hücre dışında depolayarak gerektiğinde kullanabilirler.
    • E) Nişastanın 30 dakika boyunca enerji üretiminde kullanılamaması, maya hücrelerinin bu polimeri hücre içine alacak veya dışarıda sindirecek donanıma sahip olmamasından kaynaklanabilir.

Doğru cevaplar ve adım adım çözümler testi tamamladıktan sonra gösterilir.